10/07/2026
HAYIRLI CUMALAR
Hz. Eyüb’ün (a.s.) Büyük İmtihanı ve Ayetlerin İzahatı
"Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine: 'Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu' diye seslenmişti." (Sâd Suresi, 41. Ayet)
"Ve Eyyûb da: 'Başıma bu dert geldi. Sen merhametlilerin en merhametlisisin' diye niyaz etmişti." (Enbiyâ Suresi, 83. Ayet)
İzahı :
Hz. Eyüb, hem büyük bir zenginliğe, çok sayıda hayvansa ve araziye hem de hayırlı evlatlara sahipti. Tefsir kaynaklarında (İbn Kesir, Taberî) aktarıldığı üzere; şeytan onun bu şükür ve ibadet halini çekemeyerek, "Eğer malı ve evladı olmasaydı sana ibadet etmezdi" diyerek musallat olmak için izin istemiştir. İlahi hikmet gereği, insanoğluna sabrın en yüksek mertebesini göstermek için Hz. Eyüb ağır bir imtihana tabi tutulmuştur:
Malının Yok Olması: Şeytan önce onun sürülerine ve ekinlerine afetler musallat ederek tüm servetini kısa sürede elinden almıştır.
Evlatlarının Vefatı: Hz. Eyüb’ün çocukları (rivayetlere göre 10 veya daha fazla evladı) bir gün bir araya gelip yemek yerlerken, şeytanın sebep olduğu şiddetli bir rüzgar veya sarsıntı neticesinde oturdukları ev üzerlerine yıkılmış ve hepsi bu göçük altında can vermiştir. Hz. Eyüb, evlat acısını en derinden yaşamıştır.
Bedenindeki Hastalık: Şeytan son olarak onun bedenine musallat olmuş; tepeden tırnağa tüm vücudunu ağır, yaralar açan ve insanları kendisinden uzaklaştıran bir hastalık kaplamıştır.
Tüm bu dehşetli kayıplara rağmen Hz. Eyüb asla isyan etmemiş, "Veren de O, alan da O" diyerek secdesinden ve tevekkülünden ödün vermemiştir. Ancak hastalık kalbine ve zikreden diline zarar verecek aşamaya geldiğinde, sırf Rabbine ibadet edememe korkusuyla o meşhur duasını yapmıştır.
Aziz ve Kıymetli Mümin kardeşlerimiz :
Bugün, acıların en büyüğüyle harmanlanmış ama teslimiyetin en yücesiyle taçlanmış Eyyûbî bir sabrı kuşanma günüdür. Hz. Eyüb; malını yangınlarda, bütün evlatlarını ise üzerlerine yıkılan bir evin göçüğü altında saniyeler içinde kaybeden, ardından bedenini saran amansız hastalıklarla bir başına kalan bir peygamberdi. Şeytan; evlat acısıyla, fakirlikle ve hastalıkla onun kalbine vesvese okları fırlatırken, o kalbini sadece Allah’a kenetledi.
Bizim dertlerimiz, onun imtihan deryasında bir katre bile değilken; ufak bir sarsıntıda ümitsizliğe düşmek, şikayet bayrağını açmak mümine yakışmaz. Hz. Eyüb’ün bize öğrettiği en büyük ders şudur: Şeytan ne kadar büyük zararlar verirse versin, dünya üzerimize ne kadar yıkılırsa yıkılsın, dilimizden şükrü, kalbimizden tevekkülü söküp atamaz.
Müjdeyi Unutmayalım:
İmtihan bittiğinde Allah Teâlâ ona: "Ayağını yere vur, işte yıkanacak ve içilecek serin bir su!" (Sâd, 42) buyurdu. Hastalığı şifa buldu, kaybettiği evlatları ve malları kendisine kat kat fazlasıyla geri iade edildi. Çünkü: "Şüphesiz ki biz, sabredenleri müjdele!" (Bakara, 155) ayeti hakkıyla tecelli etmişti.
Rabbim bu mübarek cuma gününün hürmetine; bizlere evlatlarımızla, mallarımızla veya bedenimizle sınandığımızda Hz. Eyüb’ün sarsılmaz metanetini nasip eylesin. Şeytanın hile ve vesveselerinden, ümitsizlik girdaplarından bizleri muhafaza buyursun. Göçük altında kalan umutlarımıza inşirah, dertli gönüllerimize Eyyûbî şifalar ihsan eylesin.
Cumanız mübarek, sabrınız cemîl, tevekkülünüz daim olsun.
Es-Seyid Fakr Miskin Kul
NuhBaba