14/06/2020
Gündemdeki önemli bir sorun olan “KENE” ile ilgili Prof.Dr. Zafer Karaer hocamızdan oldukça bilgilendirici bir yazı ✍️ okumanızı tavsiye ederim...
Değerli Okur,
Corona nedeniyle unuttuğumuz kene yoğunluğunun artmasının, içinde yaşadığımız bugünlerde, mevsim itibarı ile en uygun iklimi (yağmur ve aşırı sıcaklık) yaşadığımızı ve yaklaşık 6 aydır istirahat eden dünyamızda; dingin doğadaki tüm tek hücreli çok hücreli canlıların bayramına, kenelerin de katılacağının mutlak olduğunu düşünerek;
Gerek tarla, bağ, bahçede çalışan, gerek hayvan yetiştiriciliği yapan çiftçilerimize ve gerekse 01 Haziran itibarı ile corona yasaklarının kalkmasıyla fütursuzca doğada p*knik, spor, yürüyüş, avcılık yapanlara ve orman-dağ evine gidenlere, gitmeyi düşünenlere Kırım-Kongo Kanamalı Ateşini nakleden KENE tehlikesini hatırlatarak; hazırladığım kenelerle barışık yaşama reçetesini sizlerle de paylaşmak istedim.. Reçete içeriğinde kenelere ait genel bilgiler, korunma yöntemleriyle birlikte, konu ile ilgili yetkililiklerin, bilim insanlarının üzerine düşen görevler ile özellikle vücutta kene aranması ve kene bulunduğunda yapılacak işlemlere ait bilgiler içermektedir.
Selam sevgi ve saygılarımla.. Zafer KARAER
NOT: Yazım biraz uzun ancak konuyla direkt ve dolaylı ilişkisi olanlar, en üst ilgili bakanlık yetkililerinden, ilgili öğretim üyeleri, ilgili insan ve hayvan sağlıkçıları, ilgili bürokrat ve memurları ile bitkisel hayvansal üretimin emekçileri çiftçilere, yine keyfi veya mecburi kırsal gezginine ait bölümleri, bütüne hakim olarak ve bütün içinden ayıklayarak daha dikkatli okuyarak yararlanması düşünülmüştür..
KENELERLE BARIŞIK YAŞAMA REÇETESİ
Korktuğumuz Keneler Hakkında Bilinmesi Ve Yapılması
Gerekenler
Ülkemizde keneler 2002 yılında, Kırım-Kongo Kanamalı hastalığı ile hayatımıza girmiş (bizim hayatımıza doktora tez konumla 1979 yılında girmiş; dünya ve ülke tarihimize asırlarca önce girmiştir..), özellikle 2008-2009 yıllarında hastalık p*k yapmış(vaka sayısı 1300’lerde; ölüm 63), 2010’larda plato olarak devam etmiş (vaka sayısı 718-1075 arasında; ölüm 29-54 araında), 2015-2017 arasında 20’li rakamlara gerilemiş (vaka sayısı 1300’lerde; ölüm 63), son iki yıllık sağlık bakanlığı tarafından yayımlanmamış olmakla birlikte, basında insanların ölüm haberleri ve tehditin devamına ait haberler yer almış, hastalık yaz aylarının korkulu rüyası olmuştur. Bugünkü anlayışla korku hep var olacaktır!!.. Diye düşünüyorum..
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), KENELER tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık etkeni, günümüz dünya salgın hastalık etkeni Covid 19 gibi bir RNA virüsüdür.
Kenelere daha yakından bakmak gerekirse; Keneler kutup bölgeleri hariç dünyanın her yerinde yaşamını sürdürebilen canlılardır. Bugüne kadar 3 aileye mensup 900’e yakın türü bulunmuştur. Ülkemizde 2 aileye bağlı 40 civarında kene türü olduğu bilinmektedir. Keneler gelişmesinin her döneminde (larva, nimf ve ergin) kanla beslenirler. Birkaç türü hariç kanla beslenmek için hayvan-insan ayırımı yapmaz. Ancak genellikle kırsal alanın canlıları olduğu için hayvanlardan kan emerek beslenirler. İnsanlara da çoğunlukla çalışmak veya gezmek için gittikleri kırsal alanda yapışırlar. Bununla birlikte bazı kene türleri meskenlere de yerleşerek, buralarda hayvan ve insanlara kan emmek amacıyla gelebilirler.
Keneler sadece kan emmekle insan veya hayvana zarar vermezler, daha da önemlisi kan emmek için salgıladıkları tükürükle birlikte 200’e yakın viral, bakteriyel, spiroketal, riketsial, protozoer helmint hastalık etkenini insanda-insana, hayvandan-hayvana, hayvandan-insana, insandan-hayvana taşırlar. Taşıma, ya bir gelişme döneminde (larva-nimf-ergin) aldığı etkeni, diğer gelişme döneminde vererek (transtadial), ya da yumurtaları vasıtasıyla (transovarial) gelişmekte olan larvaları ile gerçekleştirirler..
İşte Kırım-Kongo Kanamalı hastalığı, bu 200 hastalıktan sadece biri olup, hastalık etkeni virusun taşınmasında rol alan keneler yukarıda ifade edildiği gibi hem gelişme dönemleri ile hem de yumurtalarından çıkan larvaları ile virüsü insandan-insana, hayvandan-hayvana, hayvandan-insana, insandan-hayvana taşıyabilir.
Bu noktada; kenelerle ilgili bilinmesi ve yapılması gerekenler hakkında bilgi sahibi olmamız, onlara karşı nasıl yaklaşmamız ve ne gibi stratejiler geliştirmemiz gerektiği önemlidir.
I- BİLİNMESİ GEREKENLER
A- Kenelerin İnsanları Tehdit Etme Nedenleri:
Kenelerin olağanüstü çoğalarak yayılmasının ve insanı tehdit etmesinin en önemli nedeni eko-sistem tahribatıdır. Eko-sistemin esası, doğanın kendini koruma adına, kendi iç ve dış dinamiklerinin birbirleri ile dengeli ilişkisidir.. Eko sistem corona yüzünden yaklaşık 6 aydır, bayram etmekteydi, insanlar tüm kirliliklerini durdurmuştu, beli de coronanın en sevimli yüzü bu idi.. Ancak yeniden insanlar anormal düzenini oluşturmaya başladi, yine tahripçi insanlar doğada, yine p*kniklerde…, yine insanlar doğayı, eko-sistemi tahrip etmeye başladılar..
İşte keneler de eko-sistemin denge unsurlarından biri olup, doğada birtakım canlı ve cansızla ilişki halindedir. Yani kenelerin beslendiği canlılar olduğu gibi, kenelerle beslenen canlılarda vardır. Demek ki son yıllarda kenelerle beslenen canlılar eko-sistemde daha çok yok edildi, buna bağlı olarak keneler ve kene kaynaklı hastalıklar arttı, diyebiliriz..
Ülkemizde Kene ile ilgili Eko-Sistem Tahrip Güçleri:
a- Bilinçsiz tarım zirai mücadele (!) ilaçları; bilinçsiz hayvan bit, pire kene ilaçları= zehirler, bilinçsiz sivrisinek mücadele (!) ilaçları; hiçbir denetim olmadan satımı, alımı ve uygulamaları… Oysa bu preparatlar hem mücadele edildiği sanılan tüm yaratıklarda direnç kazandırması, hemde doğa katili olduklarından, doğadaki yararlı canlıları yok ettiğinden, insanlardaki kırmızı-yeşil renkli reçete ilaçları gibi çok özellikli ve hassasiyet gösterilerek kullanım izni verilmesi ve sıkı takip edilerek yararlılıklarının ölçümlenmesi gerekir..
b- Bilinçsiz avcılık ve doğada bilinçsiz hayvan katliamı…
c- Bilinçsiz tarla ve konut alanı açma amacıyla orman tahribi (özellikle yangınlarla..)…
d- Bilinçsiz köyden şehre göç (ekilen, işlenen tarla, bağ ve bahçelerin terkedilmesi, işlenmemesi…)…
e- Bilinçsiz şehirden kırsal alana gidiş-gelişler (orman-dağ evi, orman-dag turizmi, p*knik alanları, spor yapmak gibi…)…
f- Bilinçsiz mera hayvancılığının azalması (izlenen hayvancılık politikaları, terör gibi çeşitli nedenlerle özellikle meralarda koyunculuğun azalması)…
g- Bilinçsiz kent ve kırsal alanlarda çarpık yapılaşmalar…
…ve benzeri bilinçsiz bir takım uygulamalar günümüzde eko-sistemi tahrip eden ve kene felaketini doğuran en önemli nedenlerdir…
B- Kenelerin Yayılma Nedenleri:
a-Kontrolsüz kirlilik ve kontrolsüz sera gaz salınımı; Gerek endüstri devrimlerine ait atık ve artıklarıyla, gerekse insanlık tarihiyle birlikte paylaşılamayan göz dikilen dünya nimetleri ve topraklarını ele geçirmek için yapılan sıcak-soğuk savaş atık ve artıklarıyla; her türlü sera gazlarıyla kirletip, ısıttığımız dünyamız (Aralık 2019-Haziran 2020 arasında coronaya bağlı, zorunlu 6 aylık istirahatten sonra soğumuş, biraz kendine gelmiş dünyamız; korkarım en kısa zamanda tekrar ısıtmaya, kaynatmaya başlarız..).
b- Kontrolü imkansız göç eden veya hareket halindeki yaban hayvanları ile başıboş sahipsiz hayvanlar.
c-Kontrolü ihmal edilen (Veteriner Hekim) veya kontrolden kaçırılan evcil hayvan nakilleri
d-Kontrolsüz veya kontrollü zorunlu veya keyfi insan gezi ve göçleri
C- Kenelerin İnsan Yaşamına Girme Nedenleri:
Kontrolsüz insan
Kontrolsüz tarla, bağ, bahçe
Kontrolsüz mera
Kontrolsüz p*knik ve park alanları
Kontrolsüz yerleşim alanları…
II- YAPILMASI GEREKENLER
Yapılması gerekenler; İnsan ve devlet tarafından olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz.
A- İnsan Tarafından Yapılması Gerekenler:
Her insan yaşadığı çevrede, o çevreye ve çevredeki varlıklara; doğaya, eko-sisteme, ne kadar saygılı olursa, çevreden ve doğadan o kadar saygı görür. Çevreye saygı ise; bizzat kendisini, beslediği hayvanını ve yaşam alanlarını kontrol altına alması ile gerçekleştirilir. Aksi halde insanın kontrolsüzlüğü, sınır tanımazlığı çevre ile insanı karşı karşıya getirir ve çatışma olur, bunun sonucunda geçmiş yıllarda olduğu gibi hem çevre hem insan geri dönüşümsüz büyük yaralar alır.
1- İnsanın Kendisini Kontrol Altına Alması
Tarla, bağ, bahçe çalışanları, hayvan yetiştiricileri, sağlıkçı, ziraatçı, jeolog, madenci, arkeolog, araştırmacı, çoban (mecburi), kasap, avcı, p*knikçi, sporcu (keyfi) gibi mecburi veya keyfi amaçla kırsalda, doğada çalışan veya dolaşan;
İnsanın Kendisini Keneye Karşı Kontrol Altına Alması Ve Yapması Gerekenler:
a-Giysilerde kol ve bacakların bilek ve boyun kısmı sıkı, sıkı kapalı olmalı ve giysiler açık renkli, mümkünse beyaz ve tonlarında olmalıdır. Özellikle pantolon paçaları, çorap içine sokularak ve hatta üzerine çizme giyilerek dolaşılmalıdır…
b-Patentli kene elbisesi…(çok iltifat görmese de; bugün coronada giyilenlere benzer.)
c-Sahadan, araziden, kırsaldan döndükten sonra, vücutta (özellikle kulak içi ve çevresi, saç ve çevresi, koltuk altı, bacak araları, diz kapağının arka kıvrımları, göbek deliği ve diğer vücut kıvrımlarının arası) el ve aynalar vasıtasıyla; çocuklar da ebeveynleri (anne, baba, büyükleri) tarafından mutlak surette günlük kene muayeneleri yapılmalıdır.
d-Sahada giyilen giysilerle ev içinde dolaşılmamalıdır. Hemen çıkarılıp kene yönünden kontrol edilmelidir!
e-Düzenli vücut temizliği (banyo, taranma v.s.) ihmal edilmemelidir.
f-Vücutta Kan emen bir kene tespit edilmiş ise, en kısa sürede çıkartılma işlemi gerçekleştirilmelidir!!!…
Kan Emen Bir Kenenin Çıkartılması İçin:
-Çok yakınlarda bir sağlık kuruluşu varsa hiç vakit kaybetmeden gidilmeli ve kenenin sağlık elemanları tarafından çıkartılması sağlanmalıdır…
-Şayet yakınlarda sağlık ocağı yoksa, kan emme süresi ne kadar uzarsa (özellikle ilk 6-12 saatten sonra), hastalık etkenini verme olasılığı o kadar artacağı için, hiç panik yapmadan kan emmekte olan kene aşağıda tarif edildiği gibi elle çıkarılmalı.. Piyasada çeşitli isim ve fonksiyonlarda kene çıkartmada kullanılan fırsatçıların ürünlerinden satın alınmamalıdır!!!....
-Çıkarılacak olan kenenin kusarak içindeki bütün mikropları kan emdiği kişiye vermemesi için kan emen kenenin üzerine, asla ilaç veya her hangi bir kimyasal veya sabun köpüğü gibi herhangi bir madde dökülmemeli!!! Sigara ve benzeri yakıcılarla yakılmamalı!!!.
-Kan emmekte olan kenenin elle çıkarılması esnasında, çıplak elle kene tutulmamalı!!, elle ezilmemeli!! Kan emmekte olan kene ile parmakların direkt temasını önlemek amacıyla her yerde bulunabilen sadece ve sadece bir kağıt, bir bez parçası, naylon poşet, veya bir pens, ya da bir cımbız ile veya plastik eldiven takarak kan emmekte olan kene, kan emme noktasına en yakın yerden tutulup, dikkatlice dik olarak yukarı doğru çekilerek çıkarılmalıdır!!!.Kolaylıkla çıkar, hiçbir zorluğu yoktur..
-Bu işlem esnasında kenenin halk arasında baş olarak bilinen, ağız organlarından bazıları deride kalsa da çok fazla önemli değildir, önemli olan kenenin bir an önce kan emmesine son verilmesidir!!!.
-Kene çıkarıldıktan sonra kenenin çıkmış olduğu deri kısmına vakit geçirmeden bol miktarda alkol, kolonya veya tentür di iyot gibi mikrop öldürücüler sürülmelidir!!!.
-Çıkarılmış olan kene içinde yine alkol, kolonya veya sulandırılmış çamaşır suyu bulunan bir şişeye alınmalı ve acil olarak en yakın sağlık kuruluşuna getirilmelidir!!!.
-Kene tutmuş her insan, ister kene çıkarılmamış, ister kene çıkarılmış olsun, her türlü durumda mutlak surette vakit geçirmeden en yakın sağlık kuruluşuna gitmelidir!!! Takibe alınmalıdır!!
2- İnsanın Beslediği Hayvanının Kontrol Altına Alması
Bir hayvan ne kadar bakım-beslenmesi iyi ise; o kadar bit, pire, keneden ve her türlü hastalıktan uzaktır!! Bunlarla birlikte kene olaylarında veteriner hekim hizmetlerinden yararlanılmalıdır!!
3- İnsanın Yaşam Alanlarının Kontrol Altına Alması
İnsanlar yaşam alanı olarak; tarla, bağ, bahçe, mera ve p*knik alanları ile kendisine ait ev ve hayvanlarına ait meskenleri kullanırlar.. Doğayla, çevreye barışık yaşamak istiyorsa, onlara saygı göstermek mecburiyetindedirler..
Tarla, Bağ, Bahçe, Mera Ve Piknik Alanlarının Kontrol Altına Alması
İnsan yaşam alanlarından tarla, bağ, bahçe, mera ve p*knik alanlarının kene ile bulaşması ve yerleşerek gelişmeleri, yukarıda ifade ettiğim gibi; bu alanların kontrolsüzlüğü ile direkt ilişkilidir. Bu alanların kontrolsüzlüğünden yararlanan ve bu alanlardan beslenen ve de aynı zamanda bu alanlara keneleri taşıyan genellikle yabanıl memeli ve kanatlılardır. KKKA vektörü Hyalomma marginatum’un başta domuzlar olmak üzere yaban tavşanı ile diğer kemiriciler ve yerden beslenen kanatlılarla insan yaşam alanına girdikleri unutulmamalıdır..
İşte bu hayvanların insan yaşam alanlarına girmelerini önlemek amacıyla; yaşam alanı olarak kullanılan arazinin etrafı ince delikli tel örgüler, çitler veya duvarla toprakla derinden (yaklaşık 50-60 cm.) çok iyi bağlantısı yapılarak, etrafları çevrilmelidir. Böylece içeriye keneleri taşıyabilecek yaban hayvanlarının girmesi önlenerek, kontrollü tarla, bahçe, mera (Gelişmiş ülkelerde örnekleri var) ve p*knik alanları oluşturulmalıdır.
Özellikle p*knik amacı ile her kırsal alan, her akan suyun başı, her ağaç altı v.b... kullanılmamalıdır, çünkü bu alanlar öncelikle kene taşıyan yabanıl ve evcil hayvanlara aittir…
Ev ve Hayvan Barınaklarını Kontrol Altına Alması
İnsan ve hayvan meskenleri çağa uygun standartlara kavuşturulmalıdır. En basit olarak ev ve hayvan barınaklarının tavan, taban ile özellikle iç-dış duvar yüzlerinde, keza avlu duvarlarının iç-dış yüzeylerinde kenelerin saklanabileceği çatlak, yarık, delik olmamalı; varsa bunlar sıvanarak kapatılmalı...
B- Devlet Tarafından Yapılması Gerekenler:
İlgili bakanlık yetkilileri (Sağlık Bakanlığı; Gıda- Ormancılık Bakanlığı; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) ve üniversitelerin ilgili alan elemanları bir araya gelerek, “BİLİNMESİ GEREKENLER” başlığı altında ifade edilen her türlü bilinçsizlikler, kontrolsüzlükler ve benzeri diğer olumsuzluklar üzerine gitmeli ve bu bilinçsiz kontrolsüz ve olumsuz yaşam tarzı ve yaşam alanları yaşamımızdan çıkarılması için her türlü önlemi almalıdır. Bununla ilgili yasal ve sosyal düzenlemeler gerçekleştirmelidir. Zaten bilinmesi gereken kriterlerin tamamının çözümü halinde, çağdaş yaşam modeli ve dolayısı ile sağlıklı yaşamda gerçekleşmiş olacaktır…
Ayrıca ülke çapında kene türleri, kenelerin mevsimsel aktiviteleri ile kenelerin taşıdıkları hastalık etkenlerinin saptanması konularında ilgili bakanlık-üniversite işbirliği ile projeler üretilip, bu projelerde çalışacak ekip veya takımlar oluşturularak, kenelerin ve taşıdıkları hastalıkların ülke çapında haritaları çıkarılmalı, mücadele ve korunma stratejileri belirlenmelidir..
Sonuç olarak yukarıda ifade edilen gerek devlet tarafından, gerek insan tarafından, ve gerekse devlet-insan işbirliği ile yapılması gerekenler, kısmen veya tamamen yerine getirilirse, keneli ortamda keneden korkmadan veya kenesiz bir ortam oluşturularak, dolayısı ile kenelerin taşıdığı KKKA’da dahil olmak üzere yaklaşık 200’e yakın hastalıktan korkmadan yaşamak mümkündür!!!
Zaten bilgi çağında, yani zamanımızda bunların hepsi bir arada, bütün olarak düşünüldüğünde doğru yaşamın temel prensipleri, kurallarıdır..
Selam, sevgi ve saygılarımla..
Zafer KARAER